Sağlıklı Yaşam 03/08/08
Hepimiz yaşamımızın uzunluğunu ve kalitesini bir takım önlemler alarak ve iyi alışkanlıklar kazanarak, olumlu yönde değiştirebiliriz. Bunun için temelde hayatınıza dair 5 konuda yeniden düzenleme yapmanızı öneriyoruz; Tansiyon kontrolü Sigaradan ...
Hepimiz yaşamımızın uzunluğunu ve kalitesini bir takım önlemler alarak ve iyi alışkanlıklar kazanarak, olumlu yönde değiştirebiliriz. Bunun için temelde hayatınıza dair 5 konuda yeniden düzenleme yapmanızı öneriyoruz;
Tansiyon kontrolü
Sigaradan uzak durmak
Günde ortalama 30 dakika egzersiz yapmak
Stresle başa çıkmak
Sağlıklı ve lezzetli bir diyet uygulamak
Bu 5 konuya dikkat edilirse, önünüzdeki 10 yıl boyunca yaşıtlarınızın yakalanabileceği herhangi bir hastalığa ya da ölüme sizin yakalanma riskiniz %10 ‘a iner (NewYork-Presbyterian Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi).
yoga
Yoga, düşüncelerimizi, duygularımızı, varlığımızı ve çevreyle ilişkilerimizi etkileyen bir yaşam biçimi olarak da tanımlanabilir. Sözcük anlamı birleşmedir; iç dünyamızla dış dünyanın uyumlu, denge içinde birlikteliğidir. Ruh, zihin ve bedenimizin arasında bütünlük sağlar. Sorunsuz bir zihin, bilinçli bir ruh ve sağlıklı bir bedene sahip olmamızı sağlar.
Zihnimizin sağlıklı ve huzurlu olması için onu rahatlatmamız gerekir. Yoga bize bunu yapabilecek yöntemleri sunar. Günlük yaşamımızda karşılaştığımız stresli durumlarda nasıl rahat olabileceğimizi öğretir.
Yoga birçok duruş içeren hareketlerine sahiptir. Bu duruşlar bizim daha sağlıklı, daha dinç bir bedene sahip olamızı sağlar. Dolayısıyla daha sağlıklı ve güçlü bir zihine sahip olabiliriz. Bu duruşlara ya da beden hareketlerine asana denir. Belirli bir pozisyonda dururken kendi sınırımızı keşfederiz. Her bireyin her duruştaki sınırı farklıdır. Kendi sınırımızı bulup onu bir adım ileriye taşımayı deneriz. Bu duruşları yaparken bilinçli olarak nefes çalışmaları da yaparız. Bu nefes çalışmaları aynı zamanda içsel olarak gevşememizi sağlar. Daha dengeli ve farkında olarak nefes alıp veririz. Asanalar bedenimizin güç, esneklik ve denge gelişimini artırır, formda kalmamızı sağlar.
Yoga hayatımıza bütünüyle denge kavramını getirdiği için, dengeli beslenme, dengeli yaşam, dengeli hareketler bizi sağlıklı bir yaşama yönlendirir.
Bunların yanısıra bazı özel durumlarda uygulanan yoganın bize kazandırdıkları:
Kalp Yogası..
Kalp hastasıysanız, by-pass operasyonu geçirdiyseniz ya da tansiyon kontrolünüzde zorlanıyorsanız bu programı öneriyoruz. Kan basıncınızı düşürmek, kan yağlarınızı azaltmak, depresyon, panik atak gibi psikolojik sorunları aşmak için yoga yapmalısınız. Çünkü kalbiniz hayatınızı yönlendirir, sizi yaşama bağlar.
Hamilelikte Yoga..
Gebelik döneminizi sakin ve huzurlu geçirmek, kan basıncı problemleri yaşamamak ve kolay, normal bir doğum yapmak isteyen her kadına öneriyoruz. Anneyle bebek arasındaki bağı, bu yöntemle güçlendirmek mümkündür.
pilates
Pilates, Joseph Pilates tarafından geliştirilmiş olan, genç, yaşlı, formda olan ya da olmayan herkesin uygulayabileceği, zihin ve beden bütünlüğünü öngören, denge nefes ve hareket sistemlerini kapsayan, bunlarla ilgili farkındalığı artıran fiziksel fitness (sağlıklı, formda olma) sistemidir. Bu yöntemi uygulayanların konsantrasyon, esneklik, denge, odaklanma, kontrol gelişimi, dolaşım, nefes ve hareket yeteneklerinde ciddi gelismeler saglanmıştır (Contrology-Kontrol Bilimi).
Pilates’ in 6 temel ilkesi vardır;
Merkezleme: Vücudun dengelenmesi
Konsantrasyon: Hareketlere odaklanarak akıldan yönlendirilmesi
Kontrol: Kontrollü hareket
Kesinlik: Detaylara önem vererek çalışılması
Akıcılık: Egzersizlerin birbirine bağlı bir şekilde geçişlerle yapılması
Nefes: Göğüs kafesinden kaburgaların esnediğini hissederek, nefes farkındalığının artırılması
Pilates uygulayıcıları eğitimlerinde, güç ve esneklik inşa edebilmek için kendi vücut ağırlıklarını kullanmaktadırlar. Bu, kardiovasküler sisteme fazla yük bindirmemeyi hedeflerler. Günümüzde Pilates pek çok fizyoterapist tarafından rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak kullanılmaktadır.
Yararları
Vücudun duruşunu düzeltir. Daha doğru nefes tekniği öğrenmeye yardımcı olur. Bayanlarda hamilelik sonrasında mide bölgesinin düzelmesi için iyi sonuçlar verir. Bel ve sırt ağrılarının oluşmasını önlemeye katkısı bulunmaktadır. Beden üzerine olumlu etkilerinden başka, stresden uzaklaşmak için idealdir.
Direnci ve dayanıklılığı arttırır
Doğru nefes tekniğini öğretir
Sırt ve bel ağrılarını azaltır
Bel ve sırtı kuvvetlendirirek sakatlanmaları önlemeye yardımcı olur
Daha dik bir duruş kazandırır
Daha dengeli olmanızı sağlar
hipnoz
Nedir ?
Sigarayı bırakmaktan obeziteye , cinsel bozukluklardan fobilerin giderilmesine, hatta doğum sancılarının azaltılmasına kadar şu sıralar en çok başvurulan yöntem hipnozdur.
Hipnozun felsefesi : Siz kendi vücudunuzun efendisisiniz ve kendinizi iyileştirebilirsiniz..
ABD ve Avrupa’da yıllardır uygulanan hipnoterapi mantığına göre aslında her insan kendi iradesini kullanarak istediği şeyi yapabilme yetisine sahiptir. Ancak çoğu zaman tek başımıza bilinç altı düşüncelerimize erişme şansımız olmamaktadır. Kendi iç sesimize hükmedemediğimizde ise fiziksel davranışlarımızı da kontrol edemiyoruz. Bu noktada devreye hipnoterapistler yani hipnoz yapacak doktor devreye girer.
Nasıl ?
Hipnoterapi ancak gerçekten istersek işe yarıyor. Hipnoterapistlere göre hayatta olasılık dahilinde olan, istedigimiz her şeyi yapmamız mümkündür. Ancak bütün bunları yapacağımıza dair inancımız olmayabilir. Hipnoz bizim bilinçaltımızı açarak belli bir konsantrasyon seviyesine ulaşmamızı sağlıyor ve böylece hipnoz yapan kişinin kanalıyla aslında biz, kendi istediğimizi yapar duruma geliyoruz. Aslında hipnoz, çevresel ve düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir süreliğine uzaklaşarak telkin alabilme düzeyine ve farkındalığına erişmek anlamına geliyor. Uzmanların görüşüne göre, insan uyanıkken vücut enerjisinin yüzde 95′ini fiziksel bedeni kullanıyor ama uykudayken fiziksel aktiviteler minimuma indiği için vücut enerjimizin yüzde 95′ini beynimiz kullanıyor.
Bir kişinin hipnoz olabilmesi için bunu gerçekten istiyor olması ve hipnoza açık olması şarttır. Çünkü sonuçta siz, bir hipnoterapist aracılığıyla kendi kendinizi iyileştiriyor, düşüncelerinizi hipnoterapistin yardımıyla kendiniz değiştiriyorsunuz. Hipnoterapistin amacı, seans sırasında bireyi, kafasını kurcalayan gündelik düşüncelerden uzakaştırarak beyni telkin alabilir bir duruma getirmektir. Bu noktadan sonra size ister " sigara bırak " ister "kilo ver " mesajı veriliyor. Önemli olan beynin bunu algılayıp uygulamaya açık konuma gelmiş olmasıdır.
Doğum kadınlara çok sancılı bir olaymış gibi gelir. Oysa ki bu, acının nasıl algılandığına bağlı. Beynimizi tam bir konsantrasyona soktuğumuzda kendini acıyı algılamaya kapatabiliyor.
Tedavi için kaç seans gerektiği konusu ise görecelidir. Yani seansın sayısı doktor ile hasta arasındaki iletişimle orantılır.
Sigaraya Son
Sigara pisişik bir alışkanlıktır ve bırakmanın yoluda yine beynimizin derinliklerinden geçer. Birey kendi arzusu ve iradesiyle sigarayı bırakamıyor ise bu noktada rehberi hipnoterapisttir. Bilimsel çevrelerce sigara bırakma ve bunu sürdürme konusunda hipnozun başarı oranı yüzde 90 olarak bildirilmektedir. Sigara içmeyi kesen bir tiryakinin vücudu beş gün sonra fiziksel olarak sigaraya ihtiyaç duymamakta, psikolojik bağımlılık devam etmektedir. Hipnoz sayesinde alışkanlığın zihinde bitmesi ve bunun kalıcı olması sağlanabilmektedir.
Uyuşturmadan Diş Çekimi
Hipnoterapi , diş çekiminde, diş problemlerine bağlı ortaya çıkan akut ve kronik ağrıların tedavisinde, diş gıcırdatmayı önlemede yaygın olarak kullanılmaktadır.
Anesteziyi kabul etmeyen bünyelerde de hipnoz yoluyla acının hissedilmemesi sağlanıp, ağrısız diş çekimi ya da köprü tedavisi gibi diğer tedaviler uygulanabilmektedir.
Doğrudan Zayıflatıyor
Hipnozla kilo vermekten de öte, yaşam boyu bireysel kontrol mekanizmamızı kullanarak sağlıklı yemek yeme alışkanlığı edinmeyi öğreniyoruz. Hipnoz sayesinde kişi iştah merkezini idare ve kontrol etmeyi öğrenebilmektedir.
akupunktur
Nedir ?
Vücut dengesinin yeniden oluşturulması için vücutta bazı özel noktaların uyarılması yoluyla yapılan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Latince "Acus" (iğne) ve "punktura" (nokta) kelimelerinden oluşur ve noktaya iğne batırma anlamına gelir. Ancak günümüzde akupunktur sadece noktaya iğne batırmakla değil; noktayı ısıtmak (moksibusyon), noktaya elektrik akımı vermek (elektro stimulasyon), noktaya lazer ışını uygulama yöntemleriyle de yapılmaktadır.
Temel Yöntemler
Günümüzde dünyada kendini kanıtlamış iki temel akupunktur yöntemi uygulanmaktadır:
1. Vücutta dolaşan enerji meridyenleri üzerindeki akupunktur noktalarına uygulanan ve kökenini Milat’tan önce Çin’den alan " Geleneksel Çin Akupunkturu ".
2. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaygınlaşan ve Doktor Nogier’in kurallarını koyduğu "Aurikulotherapie " veya " Kulak Akupunkturu "dur.
Akupunktur Noktaları
İnsan vücudunda 360 ila 400 kadarı temel olmak üzere 1000 adet akupunktur noktası bulunur. Bu noktalar iğne, lazer, enjeksiyon ya da tohum ile uyarılarak vücutta var olan iyileştirme sistemini harekete geçirir. Vücutta yaşam enerjisinin akışını sağlayan ve organlarla bağlantılı olan 12 adet çift ve 2 adet tek enerji kanalı yani meridyenler vardır. Hastalıkların, yaşam enerjisinin ( Chi ) meridyenlerden özgürce akamamasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Etki Mekanizması
Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır, beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır ve bazı hücresel değişiklikler olur. Dışarıdan ilaç vermeye gerek kalmaz. Organ fonksiyonlarında aşırılık ya da azalma gözlenmez. Çünkü organizmamız normale programlanmıştır. Hiçbir yan etkisi yoktur.
Lazer Akupunktur
Mantığı iğneli akupunkturla aynı olan lazer akupunktur, iğne korkusu olanlarda ve çocuklarda daha çok uygulanır. Lazer akupunkturda iğneler yerine lazer ışınlarından faydalanılır. Aslında çoğu uzman tedavinin bir parçası olarak tüm akupunktur yöntemlerini bir arada uygular. Lazer akupunkturda, klasik akupunktur ve nöral terapideki gibi, iletken deri noktalarına doğrudan etki eden ışınlar çoğu hastalığın tedavisinde uygulanmaktadır.
İğneli Akupunktur
Akupunktur noktalarına ince metal iğneler batırılarak enerji akışını düzenlemeye yönelik klasik yöntemdir. İğneler altın, gümüş ya da paslanmaz çelikten yapılır, en çok çelik kullanılır. Tedavide en çok dikkat edilmesi gereken unsur iğnelerin cinsi değil, vücuttaki noktaların doğru bulunup, uygun şekilde batırılarak bölgenin yeterli dozda uyarılabilmesidir. Bozulan enerji dengesi akupunktur yardımıyla tekrar sağlandığında organizma rahatsızlıklarla daha kolay başedilebilir.
Nasıl uygulanır ?
Geleneksel Çin Tıbbının tanı yöntemleri arasında nabız kontrolü, dil kontrolü ve kulak kontrolü vardır. Daha sonra akupunktur dedektörü ile hangi noktaya işlem yapılacağı belirlenir. Tedavi süresi ve seans sayısı hastalığa ve kişisel faktörlere göre değişebilir. Ancak genellikle haftada 1-3 seans olarak uygulanır. Toplam 10 seans, tedavide 1 kür olarak değerlendirilir. En fazla 3 kür uygulanmaktadır. Daha önce kortizon tedavisinden bioenerjiye dek bir çok yöntemi deneyip iyileşemeyen kişiler akupunktur seansları sonunda şifa bulduklarını söylemektedir.
Akupunktur tedavisine destek olarak, sağlık sorunu olan bölgeye, tense cihazı, elektroakupunktur ve fasya adı verilen kupa çekme (sırta ısıtılmış kupalar yerleştirme) yöntemleri bütün olarak uygulanabilir.
Akupunkturla Tedavi Edilebilen Hastalıklar ( WHO – Dünya Sağlık Örgütü )
WHO – Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı raporlara göre, akupunktur yan etkisi olmayan, bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu tedavi yöntemini uygulayan merkezlerin güvenirliğidir. Ülkemizde bu işlemi yapmaya yetkili olabilmek için, Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği Akupunktur Uygulama Sertifikası’na sahip bir hekim olmak zorunludur. WHO’nun Geleneksel Tıp içeriğine erişmek için tıklayınız
Solunum Yolu Hastalıkları
- Astım – Bronşit – Sinüzit – Larenjit
- Farenjit – Tonsillit – Soğuk algınlığı
Sindirim Sistemi Hastalıkları
- Aft – Diş Ağrısı – Gingivit (dişeti infeksiyonu) – Kolit
- Gastrit – Ülser – Kabızlık – İshal – Yemek borusu ve mide spazmı
Üro-genital Sistem Hastalıkları
- Enüresis nokturna (gece altını ıslatma) – Sistit
- Adet düzensizliği – Ağrılı adet – Kısırlık (infertilite)
Endokrin Hastalıkları
- Guatr – Diabet (şeker hastalığı)
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
- Tinnitus (kulak çınlaması) – Meniere Hastalığı
Cilt Hastalıkları
- Akne – Psöriazis (Sedef Hastalığı) – Ekzama
- Vitiligo – Zona – Ürtiker
Nörolojik Hastalıklar
- Migren ve diğer baş ağrıları – Fascial paralizi (yüz felci) – Serebral Palsy
- Dupuytren kontraktörü – Kas hastalıkları – Trigeminal nevralji
Psikiyatrik Hastalıklar
- Stres – Depresyon – Uyku bozuklukları – Tikler
- Psikosomatik hastalıklar – Kekemelik
Alışkanlıklar
- Sigara – Alkol
Kalp-Damar Hastalıkları
- Taşikardi – Ritm bozukluğu – Hipertansiyon – Hipotansiyon
Romatizmal Hastalıklar
- Romatoid Artrid – Behçet – Lupus – Raynaud hastalığı
- Tenisçi dirseği – Artrozlar (kireçlenme) – Boyun-bel-diz ağrıları
Allerjiler
Diğer
- Kronik yorgunluk – El-ayak yanmaları – Huzursuz bacak sendromu
- Aşırı terleme – Obezite (şişmanlık)
Yüzdeki Kırışıklıklara Karşı : Ridopunktur
Eski diriliğini kaybetmiş olan yüz kaslarına, akupunktur iğneleri aracılığıyla, düşük frekanslı elektrik akımı verilir. Bu akım hem kasların eski kuvvetini kazanmasını sağlar, hem de "fibroelastin " yapımını arttırarak derialtı bağ dokusunu güçlendirmektedir. Böylece derideki kırışıklıkların derecesi azalmaktadır. Akupunkturla lifting ilk hafta 3 seans sonraki haftada 2 seans olmak üzere toplam 8-10 seans uygulanmaktadır. Daha sonra 1,5-2 ayda bir hatırlatma seansları uygulanır. Zayıflama sonucu sarkmış çene altı ve gerdan bölgesine yapıldığında sonuçlar, belirgin ve yüz güldürücüdür.
Akupunktur ve Dengeli Beslenme
Genelde akupunkturu tek başına zayıflama yöntemi olarak görmek yanlış olur. Akupunkturun ya da herhangi başka bir yöntemin amacı, bir diyetin kolayca ve uzun bir süre yapılmasına yardımcı olmaktır.
Akupunktur, eksojen (dış kaynaklı) ya da çok yemekten kaynaklanan şişmanlıklarda yardımcı olabilmektedir. Akupunktur, tokluk hissini arttırarak ya da sınırını veya eşiğini yükselterek etkili olmaktadır. Mide salgısını normalleştirerek abur cubur yemeyi önlemektedir. Organizmanın, ilaç niteliğindeki salgı maddelerinden biri olan ve sinir hücrelerinden salgılanan GABA’yı kan dolaşımına sokarak kişiyi rahatça diyet yapabilir hale getirebilmektedir.
Sonuç olarak; bilinçli bir şekilde yapılan akupunktur kilo dengeleme tedavisinde yardımcı olmaktadır. Uzman kişi de, bu konuda eğitim almış, akupunktur tedavisi sertifikalı bir hekim olmalıdır.
Sağlıklı Beslenmenin 10 Kuralı
Çeşitlilik açısından zengin gıdalar yiyin
Dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemli koşulu tek taraflı beslenmemekten geçer. Değişik gıdaların damak tadını yaşamanın ayrıca bir haz verdiğini de bilmemiz gerekir.
Alınan enerji miktarına dikkat edin
Gereğinden fazla gıda tükettiğinizde vücut onu yağa dönüştürerek depolayacaktır. Vücudunuzda bulunan yağ depolarının temelinde fazlaca alınan gıdalar yatar.
Günde en az 5-6 öğün tüketin
Açlık hissini daha iyi kontrol altına almak ve bunu bastımanız için günde en az 5-6 kez, az miktarda öğün almanız en sağlıklısıdır. Ayrıca lokmaları iyi çiğnemeyi de alışkanlık haline getirmelisiniz.
Yeteri kadar protein alın
Kilo başına ortalama olarak 0,9 gr protein almanız gerekmektedir. 60 kg ağırlığında olan bir kadın için bu 54 gr protein demektir. 80 kg olan erkek için ise yaklaşık 72 gr protein..
Tükettiğiniz yağı sınırda tutun
Gözle görülen yağlardan kendinizi sakınmalısınız. Ancak gözle görülmeyen gizli yağlar karşısında da daha dikkatli olmalısınız. Peynir ve sucuk türlerinden yağsız olanları tercih etmelisiniz.
Taze sebze, meyve ve tahıl tüketmeyi alışkanlık edinin
Vitamin hapları yerine vitamin ihtiyacını taze sebze ve meyve tüketerek dengeleyin.
Tatlılardan uzak durun
Tükettiğiniz şeker fazlası vücudunuzda hemen yağa dönüşür. Ayrıca tatlılar ve rafine şekerler kalitesiz karbonhidratlardır.
Yemeklerinizi gıdalara zarar vermeden hazırlayın
Yemeğin nasıl hazırlandığı ve pişirildiği önemlidir. Yemekleri fazla kaynatmaktan ve kızartmaktan kaçının. Bu işlem sebze ve gıdaların içinde bulunan önemli minerallerin, vitaminlerin yok olmasına neden olur.
Su yaşamak için önemlidir , asla unutmayın
Günde en az 2,5-3 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Sabah kalktığınızda yapılması gereken işlerin başında öncelik iki bardak su içmek olmalı..
Spor ve egzersizi atlamayın
Günlük egzersiz yapmak çok önemlidir. Günde en az 20 dakika yürümek sağlıklı bir sindirim ve dolaşım için ön koşuldur.
beslenme programları
Beslenme karın doyurmak, açlık duygusunu bastırmak ya da canının çektiği gibi yemek için değildir. Beslenme büyümek, gelişmek, yaşamı sağlıklı ve üretken olarak sürdürmek için besinlerin tüketilmesidir. Her çeşit besinin bileşiminde değişik miktarda “besin ögesi” yani organik veya inorganik kimyasal moleküller bulunur.
Yeterli ve dengeli bir diyet uygulamanın temel ilkesi, besin çeşitliliğine önem vermek, besinleri, besin ögesi kayıplarını önleyecek ilkeler doğrultusunda hazırlamak, tüketmek, pişirmek ve saklamaktır.
Ayrıca suyun organizmadaki rolünü unutmamalı ve günde en az 10 bardak su içilmelidir.
Vücudumuzda biriken fazla yağlanmaya şişmanlık denilirse, uygun bir diyetin de yağ oranını düzenleme ilkesi üzerine yönlendirilmesi şişmanlığı önlemektedir.
Ayrıca egzersiz yapmadan kilo verildiğinde yağlarla birlikte kas dokusu kaybı da söz konusudur. Oysa egzersiz yapılmadan kilo alındığında sadece yağ geri alınır. Yağ ağırlığı kazanmak kas ağırlığı kazanmaktan daha kolaydır. Dolayısıyla diyetler de başarısız olur.
KAYNAK: acu-life.com
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave A Reply